YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR 2018-03-16 Saat: 14:56
     

15 Temmuz'da gerçekleşen FETÖ merkezli darbe girişiminin ardından Yunanistan'ın Türkiye aleyhinde sürdürdüğü faaliyetlerin giderek arttığı her yönüyle ortadadır.

O zamandan bugüne kadar geçen süre içerisinde iki ülke Cumhurbaşkanları ve Başbakanlarının doğrudan temas kurmalarına karşılık şimdiye kadar Yunanistan'ın kışkırtıcı eylem ve söylemlerde bulunmaya devam etmesi gözlerden kaçmıyor.

Bir dönem Ege Denizi'nde kıta sahanlığı sorunlarıyla mücadele eden ve restleşen iki ülke bugün Yunanistan'ın tahrikkar uygulamaları sebebiyle aynı bölgedeki adalar konusunda da ciddi askeri restleşmelerle karşı karşıya.

Türkiye'nin diplomatik nezaketi elden bırakmamak üzere yaptığı çağrılarsa Yunanistan'da belli ki karşılığını bulmuyor.

Bununla beraber Doğu Akdeniz havzasında bulunan ve varlığı keşfedilen yeni enerji kaynaklarının varlığı, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile beraber hareket eden Yunanistan için ekonomik bunalım yaşadığı dönem açısından belli ki çıkış umudu taşıyor.

Tek başına ne diplomatik, ne de askeri anlamda Türkiye ile boy ölçüşemeyecek konumda bulunan Atina'nın sürekli olarak Ege ve Akdeniz'de tacizlerine devam ederken, eylemlerini AB çıkarları kılıfı altına sokma girişimleri ise yetersiz konumdaki gücünü dengeleme arayışının bir parçasıdır.

Son olarak Türkiye ve Yunanistan, Mart ayı başında Meriç bölgesinden sınırı geçerek Türkiye'ye doğru yüzlerce metre ilerleyen iki Yunan askerinin tutuklanması sebebiyle yeni bir sorun yaşamaya başladı.

İki askerin düşük değil, üst rütbeli olması (biri teğmen, diğeri astsubay) sınır hattında yanlışlıkla Türkiye topraklarına girilmiş olmasını bahane olmaktan çıkarıp, akıllara haklı olarak başkaca hesapların Yunanistan tarafından yapılıp yapılmadığı sorusunu getirmiştir.

Şimdiye kadar konuyla ilgili Yunanistan'dan tatmin edici bir cevap gelmemişken, Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos'un On İki Ada'nın Yunanistan'a verilişinin 70. Yıl dönümünde açıkça başkaca hesaplarının olduğunu "Türkiye bizi mecbur bırakırsa atalarımızın yaptığını yaparız" türünden son derece basit ve komik cümlelerle tanımlaması manidar olmuştur.

Yaklaşık 100 yıl önce benzer bir amaçla kimi ülkelerin desteklerini alarak Anadolu'yu işgale yeltenen Yunanistan'ın, İstiklal Harbi sonunda arkasına bakmadan kaçmak zorunda kaldığını, soluğu İzmir'de zor alıp paçayı kurtarabilmek adına geldikleri yere kaçmak durumunda kaldıklarını Pavlopulos galiba unutmuş!

Türkiye ve Yunanistan arasında her an zannedilenden daha büyük bir krizin yaşanması ihtimali Yunan Cumhurbaşkanının yaptığı bu son açıklama ile beraber düşünülenin ötesine ulaşmıştır.

Diğer yandan Yunanistan'ın kendi iç kamuoyu Türkiye ile restleşmeye sebebiyet verecek bir kamuoyu oluşturulması için uğraş veriyor görüntüsü vermektedir.

Zira geride kalan hafta Pazar günü binlerce Yunanlının katılımıyla 1 Mat'ta sınırı ihlal ettikleri için Türkiye tarafından tutuklanan iki askerin durumuyla ilgili bir gösteri düzenlediler.

Bu gösteriye Yunanistan'ın iktidar ortağı olan özelikle başını Savunma Bakanı Panos Kammenos'un çektiği kesimin de bu eylemden yararlanmak istediği, koalisyonla yönetilen hükümet üzerinde bir baskı unsuru olarak kullanacağı açıktır.

Ancak bütün bunlardan daha vahim olanı Yunanistan'ın Ege'de başlayan, sınır ihlalinde bulunan askerlerin tutuklanmasıyla devam eden saldırgan tutumunu şimdilerde yayınladığı genel bir uyarıyla Girit'ten başlayarak Çanakkale Boğazı'na kadar uzanan bölgede Mart ve Nisan aylarında askeri tatbikatlar yapacağını ilan etmiş olmasıdır.

Yayınlanan bu uyarının yanında bir de nerelerde tatbikatların düzenleneceğine dair haritanın paylaşılmış olması açıkça Türkiye'yi tahrik etmeye çalıştıklarına dair yeni bir somut kaynağı ortaya çıkarmaktadır.

Zira haritaya bakıldığında Yunanistan, Ege Denizi'nde Türkiye'nin deniz sınırlarının neredeyse tamamında tatbikat düzenlerken, sadece askeri değil, sivil denizcilik faaliyetlerini de kısıtlamaya yönelik bir girişimin içerisinde olduğunu ilan etmiştir.

Kuşkusuz ki bu hamlenin, Kıbrıs açıklarında Rum Kesimi ile İtalyan ENI firması arasında yapılan anlaşma gereğince düzenlenecek sondaj faaliyetlerine karşılık Türkiye'nin aynı bölgede yapacağını duyurduğu askeri tatbikatlar sebebiyle tek taraflı girişime izin vermeyeceğini gösterdiği sürecin hemen ardından gelmiştir.

Bu haliyle genel bir okuma yapıldığında batı ve güney deniz alanlarımızın tamamında önümüzdeki dönemde yoğun bir hareketliliğin, restleşme ve rekabetin yaşanacağını şimdiden söylemek yanlış olmayacaktır.

Dahası Yunanistan'ın saldırganlığını arttıracağı, bunun siyasi söylem düzeyinde kalmayıp daha başka tahrik edici yeni girişimlere taşınabileceği konusu da malumdur.

Türkiye'nin Suriye'de meşgul olduğu düşüncesi ve yanılgısına kapılarak, enerjisini başka alanlara veremeyeceği gibi yanlış bir değerlendirmeye hapsolmuş görünen Yunanistan, sıkıyı gördüğünde ne yapacak belirsizdir.

Ancak aynı Yunanistan'ı, Türkiye'nin Suriye-Irak üzerine yoğunlaşmış ve sonuç vermeye başlamış halde bulunan dikkatini dağıtmak üzere Türkiye'ye karşı kışkırtmak isteyen ülkelerin olduğu gerçeğini de akıllardan çıkarmamak gerekir.

Zira kızışan hesaplar Çin'den başlayıp, Asya steplerinden ilerleyerek Ortadoğu'ya uzanırken, bu güzergahın Avrupa ile bağlantı noktasında Türkiye ile berber tüm çevre bölge ve denizleri de önemini giderek artırıyor.

Dünya siyasi rekabeti bir üst perdeye taşırken giderek herkesin diğerlerine askeri imkânlarının neler olduğunu ilan eden gösterilerine dönüşürken, Türkiye gücünü doğru yerde ve zamanda, doğru hedeflere yönelik olarak kullanmalı, oluşan yeni tehditlere asla fırsat vermemelidir.